5.12.2009

İsviçre'de beş minare beri gel canan beri gel

Kendi topraklarımız içinde din denen şeyi rahatça yaşayabiliyormuşuz gibi utanmadan İsviçre'nin minare yasağına bangır bangır bağrıyoruz. Koskoca kiliseyi cami etmiş milletiz biz. Hadi ama geçtim, kiliseler özgürlük, çanlar kimin için çalıyor muhabbetlerini, kabak gibi ortada çünkü. Dillere pelesenk olmuş yüzde 90 ımızın müslüman olduğu şu ülkede, dinini rahat bi şekilde yaşayabiliyor mu adam..
Bi dur, bi kendine gel, bi bak derler etrafına.. Bir başörtüsü krizi denilen bir durum var memleketinde senin. Bir parça örtüye kıyametleri kopartıyorsun, Atatürk'ün bütün özlü sözlü sözlerini ardarda sıralayıp; kadını, vatanı milleti bölmekle suçlayan, Hazarfen'nın sürgününden sorumlu tutan, sivas olaylarından dem vuran, irandan örnekler veren... en sonunda biraz nefes alıp, "benim anaanemde kapalı taam mı, ama sizin gibi diil" diyip cümleyi bitiren insansın sen..
İnsanlık hakkı, özgürlük, inanç bla bla bla derken, bilmem kaç kilometre ötedeki durumun derdi seni geriyor da, "ezan kalksın, başım arıyoo evde hasta var" muhabbetini duymuyorsun yani..
Zaten bi kere öyle kıyametleri koparmanın, deli dümbül etrafa saldırmanın gereği yok. Yasaklanan minare. Minare dediğin şey de telefon anteni değil bişey değil. Orda dua ederken aksaklık olmaz. Gene gidip istediğin gibi namazını mı kılarsın, elif be te se ni mi ezberlersin. Naparsan yaparsın. Bi minare için bu kadar çığlık biraz gereksiz.
Hem zaten biz müslüman ülke olarak anılmaktan şikayet etmiyor muyduk, ben ne ara kaçırdım da bi anda hepimiz müslüman olduk. Daha bi kaç ay öncesine kadar "dinimiz laik, peygamberimiz atamız, camilerimiz okullardır" demiyorlar mıydı. Bi anda hopp yüzde 90 ımız yine müslüman oldu.. Neden işte "İsviçre geldi minareleri söktü ühüüü" diye..
Üstüne üstlük şöyle bir durum da var, milletvekillerinden biri demiş ki Ulrich Schüler idi sanırım, "minareler siyasal bir semboldur, islam siyasal propagandasıdır kalksın" Sonra işte bizimkiler çıldırdı, "vay efendim bilmem kaç yıldır olan şey nasıl ayrımcılık olur, vay siz minarelerimize bölücü mü diyorsunuz, anam bi de minarelerimiz siyasal amaç mı oldu vs vs.."
Sen bilmem kaç senedir var olan örtüye "siyasal simge" diyebiliyorsun da, ki üstüne üstlük takan kızların bi tanesi bile "ben bunu akp için takıyorum ı love akp" demediği halde. Oturup böyle bir kanıya varıyorsun, kıyametleri kopartıyosun akın akın yürüyüşler düzenleyip her yanı kırmızı beyaza boyuyorsun da, elin gavuru senin minarene "siyasal" diyince mi "şerefsiz köpek" oluyor..

22.04.2009

Ben bugün köşe yazarı oldum

AKP'nin aldığı oylara şaşırıyorlar, bende şaşıranlara şaşırıyorum.
Sakın burdan AKP'ye oy verdiğimi düşünmeyin.
Yemin ederim vermedim, iki gözüm önüme aksın, ekmek musaf çarpsın vermedim.
Yandaş medya şimdi yazacak benim için, "Fetullah hocamızın sözünden çıkan kişi" diye
Yazın dostlarım yazın kaleminizi rahat tutun. Ama unutmayın, bu kokuşmuş yerde ben o örtüleri savunuyorum. Ama AKP'li değilim, Valla billa tella.
...
Bugün Dubai yine günlük güneşlik. Tam sex yapma havası var dışarda. İnsanın çocuğu olunca belli kısıtlama yapmak zorunda kalıyor hayatında. Gelen mailleri okudum, okuyucularımdan biri yazmış, "Sizin gibi Dubai'de sevişmek istiyorum diye" Böyle mailler gelince mutlu oluyorum. Türkiye ben gittikten sonra çok değişti çünkü, çok saldı kendini... Dönün diyorsunuz bana biliyorum ama dönemem..
....
Sevgili Başbakan'ın söylediklerini çok düşündüm, ben tam düşünürken sağ tarafımdaki telefonum usul usul çaldı. Hilmi Özkök telefonun diğer ucundan, o tok, o babacan, o hisli sesiyle biraz mağrur biraz gururlu tavrıyla "Hergün yazılarını okuyorum, bu ülkenin senin gibi dürüst kalemlere ihtiyacı var, sen bu dünyaya gelmiş geçmiş en harika adamsın, gözünün yağına iki yumurta kırayım" dedi. Bende ona o şen, o kırgın, o gururlu ve anlamlı kahkamı atarak "Ayıp ediyorsunuz paşam" dedim. Telefonu kapadıktan sonra düşündüm. Ben gerçekten de böyle birimiydim.
.....
Bir bidon

Bir bidona

Gel beraber

Bidonistanda

Bir bidon dükkanı kuralım demiş
...
Dün gece eşsiz bir ödül gecesine gittim. Bana tadı damağımda kalan bu geceyi yaşattıkları için, Yapı Krediye, Beyazevler Mahallesi Muhtarına, Halk Sigortaya, Soloman balıklarına ve Sezen Aksu'ya teşekkür ederim.
Eşsiz güzelliği ve başdöndürücü zerafetiyle başladı gece. Sıcaktı, hepimizi tirtirtitreten bir atmosferi vardı. Üzerimdeki gerginliği atmak için, afrikalı çocukların dişleriyle şekil veredikleri kadehler içerisinde sunulan Mosmosyoefoum şarabından bir yudum aldım. Sonsuz uçurumlara yuvarlanırken, bu şarabın Akmerkez'de satıldığını bana söyleyen Mosmosyoefoum Şaraphanesinin sahibi, Branid Götveren adlı beyfendiyle muhabbet etmeye başladım..Herşey o kadar muhteşemdi ki, yazmaya kelimeler yetmez. Bu şarabı mutlaka denemelisiniz.
...
Bu yazıyı Paris'ten yazıyorum. Ne oldu şaşırdınız mı eşşek taşşakları? Paris sokaklarında gezerken aklıma birşey geldi, şimdi bizim cemiyettekilerin aklına birşey gelmez genelde. Onlar hep aynı şeyleri yazıp çizdikleri için, benim aklıma gelen şeyler hep garip gelir onlara. Galatasaray Lisesi'nde okurken Fransızca dersleri çok güzel geçerdi. Uzun bacaklı diri göğüsleri olan maîtresse d'école ağzından çıkarttığı kelimeleri su gibi ezberlemiştim. Şimdi bizim camiadakiler Türkçeyi zor bildikleri için burda sözlük görevinde bulunayım "maîtresse d'école" kadın öğretmen demek. Öğrenin bunları, sadece tek dil bilmekle insan olunmaz.

13.04.2009

Çağdaşlığımız 14 yaşında bir ergenin parmakları ucunda

14 yaşında mastırdan beyni bulanmış bir çocuğun, Koskoca Türkiye'ye interneti yasaklattırması. Ardından counter oynaması ne güzel birşey.. Düşünsene yeni nesil kahramanı kendi vatanında, ama milletin haberi yok.. Sabah okula gidecek, ödevini yapmadığından paparı yiyecek hocasından.. Ama bilse adam o çocuğun koca bir ülkeyi resmen dize getirdiğini..
İşte biz o kadar Büyüğüz, Biz varya kralız bu dünyada.. İngiltere falan bize kıl oluyor, çünkü yaraları var.. Damarlarımızdaki asil kan falan filan offf diyorum ben.. Ama işte o büyüklüğümüz, 14lük bir salağın parmakları ucunda.. Onun vicdanına bağlı bizim dış dünyaya açılmamız.. Yoksa işte böyle oluyoruz.. Onlar bizle dalga geçip, kendi aralarında videoları paylaşıyorlar.. "Jackk oğlum korkma lann keraneci, salak bu millet onlar görmüyo bunları.. kendilerine yasak etmişler uhahaha" diyip bizi mavraya alıyorlar.. Biz ise burda, neee gay mi denmiş et etet şikayet et, diyarbakıra ett orası iyi hemen yapıyo aaaa yapıyoruz.. linkini dağıtt herkese, dur msnimde 79 kişi var, hepsine yollim.. Türksenn bunu şikayett et taaammmıı!!!
.....
ADD sanırım, masalarında çayları, cumhuriyet gazeteleri, ülker ürünü alanları cezalandırdıkları elektirikli sandalyeleri ve camdan yapılma Atatürk biblolarının olduğu mekanlarında canları sıkıldı.. Bu seçimlerde de çok etkili rol oynamayınca.. "hacı tamam herşey güzel, mekan sıcak, kalorifer falan iyi gidiyor.. Aydın Doğanı'n kanallarını da izleyebilirsiniz diye karar çıktı.. eğleniyoruz yani ama bişeyler yapalım, insanları kendimizden soğutalım" dediler. girdiler internete.. Sonra "ooo tamam yaa, google bile anında kapanır.. zaten bizim bi işimize yaramıyor.. Bu millet malın teki, koyun gibiler, 3 gün ağlar ergenler.. sonra susarlar.. Atatürk falan derken, birde karışır ortalık.. Bu işe karşı çıkanlar.. nee yoksa yoksa sen, diyerek devamını bile getiremeyeceği cümlelerle tırsıtılır.. Sıkıyosa biri desin neden kapatılıyor diye, hemen atlar bizim sazanlardan biri, 'Atatürkçü diilsin, Akplisin sen.. Nasıl böyle düşünebiliyosun, ahh benim güzel ülkem' der, iki arada bir derede hoop, google kapansın diyenler çağdaş olur, demeyenler yobaz.. Çok mükemmeliz abi, böyle kavramları bile ters çeviriyoruz yaa, kendime hasta kalıyorum" diyerek kararlarını googledan yana kullandılar..
Anlamıyorum aklı mantığı olan, özgürlük, çağdaşlık diye naralar atan insanların.. Dünyanın en büyük arama motorunun kapanmasını nasıl ister.. İrandaki zihniyetin dinsiz versiyonundan bi farkı yok.. Kafalar aynı ölçüde çalışıyor, aynı kısıtlama, aynı cahillik, aynı bağnazlık tek fark.. biri allah peygamber için, diğeri çağdaşlık için..
...
Haydi kızlar okula, haa kafasında örtü olanlara yok okul.. onlar evlerinde kalıp cahil kalmaya mahkumlar diyen, bir grubun niyetlerini temiz bulmamın imkanı yok zaten... Ayrımcılığı iliklere bu kadar işlemeleri, ve aksini savunmaları.. Karşı çıkan her fikre ise bak Atatürkçülük bunun adı demeleri, bana hiç ılımlı gelmiyor.. Kendilerini bu ülkenin sahipleri, halkı ise cahil ve kontrol altında tutulması gereken kitle olarak görmeleri, bide bunun üstüne insanları daha da cahilleştirmek için varolan güçleriyle çalışmaları bana hiçbirzaman dürüst hareket gelmedi.. O kadar faşizan bir düşünce yapıları varki.. Bu düşüncenin kesinlikle Atatürkçülükle falan alakası yok.. Sadece hırsları, bu ülke çünkü sadece onların ve onun fikrinde olanların.. Başka kimse yaşayamaz bu topraklarda.. Düşünce özgürlüğü diye birşey mi, oda ne.. Özgürlük denilen şey sadece onların düşüncesine tamah etmektir.. Bunun dışında davrananlar vatan hainidir.. Ve bu insanların bu derece faşist yaklaşımını koruyup, herşey çağdaşlık ve kemalizm için demek, benim için bu ülkeye yapılan en büyük kötülük olur..
Var mı böyle bişey yaa, İrandan ne farkı var yani.. karşıt oldukları sistemin aynısını buraya uygulamanın? Aradaki fark sadece bir taraf allah din muhammed, diğeri kendi çıkarları için.. İkiside bağnaz, sansürcü, yobaz, faşist.. Aslında arada din olmasa çok güzel anlaşmaları lazım.. baya büyük işler elde ederler..

30.03.2009

Oylarla geldim oyalar giderim

Ne saçma bir seçim oldu, ardından çok konuşulacak.. elektirik kesilmesi zaten tam fiyasko.. Haftaya dosyalar elinde görürüz Kılıçdaroğlu'nu.. Valla seçimlerde eğer bir hile olduysa kesinlikle Ankara'da olmuştur.. Ama olmamış gibi düşünerek konuşmak gerekirse, CHP yerel seçimlerde geçmiş seçimlerine oranla baya fark attı.. AKP ise pirince giderken ellerindeki bulgurdan oldular. İzmir ve Antalya için uğraş verip, garanti olarak gördükleri şehirleri kaçırdılar. Birde kendi düşüncem AKP'nin düşme nedeni son helikopter olayında, sağa kayan düşüncelerin oylarını çekmesiyle oldu.. Tabi bu son olaya bakış açımdaki duygusallıkla ilgili olabilir.. Birde artık AKP kömür hediye falan dağıtmaz, Tunceli'de çamaşır makineleri işe yaramadı çünkü. Deniz kenarı şehirlere giremedi AKP, beklediklerinde az sonuç aldılar. Ama yinede anti Akplilerin naralar atacağı kadar boş değildi oyları.. iç anadoluyu resmen götürmüşler çünkü.. Ama bu sonuçlarla iktidar artık muhalefetle daha uzlaşmaya gidecektir..
......
İzmir için CHP büyük bir şok değildi. İzmirlilerin kendilerine has duruşları, bi parça faşizan İzmir aşkları, daha gelenekçi ve garantici tavırlarıyla Kocaoğlu'nun yerini kaybetmemesi çok doğaldır. Arsenikli su olayında bile, "arsenikli marsenikli sizene içeriz bu suyu" diyerek olayı sallamadılar. İzmirliler dışında bütün Türkiye suyun içeriğini tartıştı, kendileri "zaten hazır su içiyorduk amaaaan diyerek" kafa çevirdiler.. Piriştina'nın veliahtını ordan indirmek hiç bir İzmirliye yakışmazdı çünkü.. (Haa bide birşeye sinir oluyorum o aynı şehir faşizanlığı bende de olduğu için, hayatında İzmiri görmemiş insanların, deli divane kişisel iletilerine, oraya buraya İzmir yaa işte, İzmirim benim gibi sahiplenmelerine. Özellikle Ankaralıların.. Gelip orda yaşamak istediklerini söylüyorlar.. Yapmayın bunu, bozmayın burayı.. Çeşme'de, Dikili'de yazlıkları olanlardan görüyorum, deniz görünce garipleşiyorlar, herşeye burun kıvırıyorlar, kızıda erkeği de öküz gibi şortla şehirde gezenlere bakıyorlar.. En önemlisi kocaman küpeleri, fönlü saçları ve makyajlarıyla plajda güneşleniyorlar.. Ne olur Ankaralılar gelmeyin buraya, gidin kendi şehrinizi kurtarın.. Buraya fazla geliyorsunuz çünkü..)
Neyse İzmir'de parti aşkı, tutuculuğu bu son dönemde diğer şehirlerin baskısıyla oluşmuştur.. Bunun öncesinde kendilerini bir partiye verip, takım tutar gibi hırslanıp canavarlaşan olmamıştı.. Geçmiş seçimlerde Genç Parti'nin aldığı oyla bu belli olmuştu zaten. En önemlisi Cemil Şeboy gibi bir örnek var önümüzde, adam fırıldak gibi her partiyi dolansa da gene mıknatıs gibi çekiyordu oyları. AKP'nin tekeline girilince, toplumsal olarak baskı oluşunca insanlarda CHPli olmalıyız gibi bir durum oluştu. Kişiye ve emeğe verilen oyların hepsi biranda parti için oldu..
AKP'nin orayı almaması kendi fikrimce en güzel olanı oldu. Emeği, hedefi, geleceği, geçmişi geçtim sadece bunu Sardunyada oturup içki içemeyeceğiz geyiklerini çekmemek için güzel oldu.. Ama bunun dışında bir Piriştina daha gelmez o şehre.. Kocaoğluna pek sempatim olmasa bile, bunun büyük bir nedeni Piriştanın vefatının ardından koltuğa oturmuş, oturduğu an Piriştinanın bütün ekibini işten çıkartması. CHP'nin İzmir kalesi olması Piriştina ve ekibinin sayesinde olmasına rağmen Piriştinaya dair tek bir insanı binasında bırakmamış biri olması. Piriştinaya olan sonsuz sevgim ve saygım yüzünden sempati besleyemedim Kocaoğlu'na.. Nedenim bu olsada onun başka adam yoktu oy verilecek.. Cidden yoktu yani.. Şebboy olur diye ödüm patlıyordu hatta, ama adalet aldı onu allahtan diyorum, yoksa sıçmıştı İzmir.. Gerçi bu olaya şeyi buldun da, kıllısını arıyorsun derler ama.. Mutluyum İzmir için..
.....
İstanbul en tartışmalı bölge oldu.. Kılıçdaroğlu düşündüğümden fazla oy aldı.. İzmir'e oranla İstanbul daha bağnaz ve tutucu.. Çok fark var insanları arasında.. Öyle böyle değil bu fark.. İstanbulda Saadete kayan düşüncelerin AKP'ye gideceğini düşünmüştüm. Birde çoğu insanın çekinmeden söylediği şey ben partiye oy vermiyorum, adamın hizmetinden memnunum olmuştu.. Bu laf elit kesimler arasında bile dolanıyordu.. Topbaş'ın almasına çok şaşırmadım o yüzden.. Tabi anti akplilerin tiksindiği insan olmasına rağmen, arada kalanlar için kayılan taraf olmuştu...
Ama şaşırdığım 2 şehir var.. Bunu kafam kesinlikle almıyor.. Kafam almadığı için yok diyorum kesin vardır bunda bir olay.. Kesin Ankaranın elektiriği kesildiğinde bir katakulle oldu.. Diğer şehirler için düşünmedim ama bu adam için düşündüm.. Melih Gökçek, hala bu insan orda oy alabiliyor. Kesinlikle bu adamın arkasında amerika var valla bak :pP Yani ne bileyim, gök yarılsa, Allah konuşsa ordan dese ki "Melih Gökçek'e oy verin" yok yani gene alamaz diyordum.. Son ana kadar başabaş gitmelerine şaşkınlıkla izledim.. Gökçek'in rakibi Banu Alkan olsa ben Banu Alkan'a veririm yani.. AŞTİden otobüs servislerini kaldırdı ya, orda bitti benim için bu adam. Ne diyeyim oranın adı değişse "Gökçek imparatorluğu" olsa şaşırmam bu saatten sonra..
Birşey daha var Aytaç Durak. Adana'ya adam resmen zamk gibi yapışmış. 12 senede bir metro yapılmaz mı bir şehre! Bu kadar kötü, tembel, arakçı bir adamın yine yine seçilmesine anlam veremiyorum.. Hadi Melih Gökçek alavere yaptı, sandıkla oynadı, peki bu adam? MHP'den üstelik.. İnsanlar yaşadıkları şehrin bulunduğu durumu göremez mi? Bunun sebebi vatandaştan öte taraftar gibi davranmamız..
Vatandaşsın sen, bu ülkenin yönetilmesine yön veren insansın.. Hırslarına, zaaflarınla oy veremezsin. Benimki kazanmalı diye değil, hizmet kazanmalı demelisin.. Aytaç Durak ve Melih Gökçek olayından sonra diyorum yok yani, holigan gibi oyvereniz..
.....
Tabi birde şu seçim için, AKP'li olmayanların inanılmaz hırsları.. O partinin bu kadar oy almasının nedeni zaten bu tavır bana göre.. "antalyayı biz aldık, sibiryada fark attık, foçada göt ettik, lanet olsun akpye oy verenlere, allah belalarını versin, Kılıçdaroğlu'na oy vermeyen beni listesinden silsin" Bu hırs 80li dönemin faşistlerine benziyor. Öldürün bunu bizden değil, bizim gibi olmayanları kabul etmeyin tarzı.
Tabi İzmiri sahiplenmelerine kıl olduğum için biraz fevri bu düşüncem, sen kimsin yani, ömründe görmediğin, insanını bilmediğin şehir için, sadece aynı oy pusulasına bastın diyerek İzmir bizim oldu tarzında sahipleniyorsun? nerden senin oldu yani, sanki kurtuluş savaşındayız, İzmiri almışız gibi.. Bu aynı holigan mantık yüzünden yıllar önce bu şehirden bir sürü Rum yollandı, atıldı kendi topraklarından gönderildi.. Bizim orası çılgınlığıyla, talan edildiler.. 80 döneminin MHP sempatizanlarını, şimdi CHPnin taraftarlarında görüyorum.. Aynı küfürler, aynı hırs, gaza gelmeye hazır, kendi dışında düşünceyi kabul etmeme... Bizim ne demek ya, biz, siz diye birşey yok.. halk var, şehirler var, yöneticiler var.. Madem burası Türkiye hepsi bizim şehrimiz, git diğer şehirleri de sahiplen, onları küçük görmek niye.. Hiçbir şehir hiçbir partiye ait değil.. Bunu bu hale getirmek saçmalık.

29.03.2009

Sınıfta kalan basın

Helikopter enkazına ulaşılamaması sorunuyla ilgili yayılan bilgi kirliliğini Başbakan "Basın yine sınıfta kaldı" olarak aktardı. Bu kadar pişkinlik olamaz sanırım.
Haber merkezleri çoğunlukla ajanslardan alıyor bilgileri.. Ajansa ilk düşen İHA muhabirinin telefon kaydıyla ilgili olan haberdi.. Bunu son dakika haberi olarak sundu medya.. Ardından kendileri kaynak bulmaya, olayla ilgili kişilerden, yetkililerden bilgi almaya çalıştılar.
Ardından jandarma ve valilikten gelen açıklamayla, 6 kişinin hayatta olduğunu, Muhsin Yazıcıoğlu'nun şuuru açık, bacağının kırık olduğu söylendi.. BBP Genel Başkan yardımcısı Çayır bunu basın önünde söyledi..
Ardından Hastaneyle kurulan irtibat sonucu böyle birşeyin olmadığı öğrenildi. O sırada İHA muhabirinin telefon kaydıyla ilgili net olan birşey yok denildi..
Ulaştırma Bakanlığından alınan bilgiyle, saat 18.30 gibi, enkaz yerinin tespit edildiğini, Hacı Ömerli köyü civarına düştüğünü aktarıldı..
aradan 7 saat geçtikten sonra.. Bu 7 saat içinde sinyaller farklı yerlerde çıktı, aranılan yerler yanlış çıktı.. 112 acil servis, enkaza Sisne köyü etrafında ulaşıldığını anons ederek kurtarma ekiplerinden destek istedi. Bunun ardından Yalçın Topçu basının önüne geçti enkaz yerinin tespit edildiğini, bu bilgilerin önce başbakanlığa ardından kendilerine geldiğini söyledi..
10 dakika gibi bir sürenin ardından, Başbakan açıklama yaptı, işi netleştirmeye çok yaklaştık dedi..
Ardından gece 3 gibi Başbakanlıktan açıklama geldi, çalışmalar aralıksız devam ediyor dendi..
Saat sabaha karşı 5 gibi İçişleri Bakanı Bekir Atalay açıklama yaptı, olumsuz hava koşulları nedeniyele aramaların bir süre erteleneceğini söyledi.. bir saat sonra yine gazetecilerin karşısına çıktı, "kordinatları belirlenen alan var oraya gidiyoruz. 3 bin asker ve köy korucuları var 5 bölgede arıyoruz" dedi.
Anadolu ajansından İHA muhabirinin 112 ile yaptığı görüşme aktarıldı..
Gün aydınlanınca, başkakan gitti geldi, ha bulduk bulamadık.. 3 ayrı yerden sinyal alınıyor, helikopter yumuşak iniş yapmış o yüzden sinyal çalışmıyor, hava sisli.. Tarzı bir çok açıklamalar yapıldı..
BBP kendi imkanlarıyla aramaya koyulacağını açıkladı. NASA dan tanıdık vasıtasıyla 3 canlının tespit edildiğini söyledi..
Bir gün daha bu şekilde bitti..
Ertesi gün, köy korucularının enkazı bulduğunu söylediler. Onlarla iletişime geçen kanallar canlı yayında konuştular. İlk başta 4 ölü olduğunu, yüzlerinin belli olmadığını, tanınmaz halde olduklarını söylediler.. Ardından CNNTurk'e sanırım Muhsin Yazıcıoğlu dediler. Sonra diğer korucu ve oraya giden ekiple telefon bağlantıları yaptıklarında ölü sayısı için 6 dediler..
Haa burda bir salaklık var sadece o HaberTürk'ün spikeri.. Sorduğu sorularla saçmalamanın ötesinde kendini aşmıştır..
Olayla ilgili resmi açıklama yapılmadı diye her bültende üstüne basarak söylendi. CNN Türk ve NTV ölüm haberini verdi.. İlk ağızdan duydukları bilgilere güvenerek..
Sonrasında BBP canlı yayında açıklama yaptı, kendi adamlarından birinin enkaz yerini görmeden umutlarının tükenmeyeceğini. Ordan gelen bilgilerle 2 kişinin kayıp olduğunu söylediler..
Akşam canlı yayında Başbakan herkesin başı sağolsun, kazada kurtulan olmamıştır dedi..
Köylüleri kurtarma olayı tam karmaşaya dönüştü. 17 kişi kendi imkanlarıyla en yakın köye gitti, iyi ki gitti.. ertesi gün ancak olay yerine gelebildiler kurtarma ekipleri çünkü..
Ardından köylüler baştan beri yanlış yerde aradıklarını.. helikopteri düşerken gördüklerini, 112 ve 155e haber verdiklerini, başbakanın korumasına ve yetkilelere söylediklerini ama kimsenin onları ciddiye almadığını, hatta dalga geçtiklerini söylediler..
Peki sabah ne oldu, enkaz yerine kurtarma ekipleri gitti.. Cemil Çiçek açıklama yaptı, bölgede sadece 4 ölü olduğunu bunların arasında Muhsin Yazıcıoğlu'nun bulunmadığını söyledi..
Ardından BBP genel sekreteri canlı yayında, Muhsin Yazıcıoğlu'nun da içerisinde bulunduğu 6 kişinin öldüğünü söyledi...
Bunu hemen sonrasında ise Bakan Beşir Atalay açıklama yaptı, İHA muhabiri İsmail Güneş'in bulunamadığını söyledi..
Şimdi şu olayda, nasıl basın suçlu olabilir? Başbakanın ağzından çıkan cümleler birbirine tutmuyorsa, yaptıkları işi toparlayamıyorlarsa, zırt pırt çıkıp dalga geçer gibi demeç veriyorlarsa.. Hangi akla hizmet "kehkehkeh gene basın sınıfta kaldı" denilebilir. Yazılanların hiçbirini muhabirler, editörler kafalarından sallamadı.. Konuşmaların çoğu canlı yayınla verildi, haberlerde kelimesi kelimesine atlanmadan verildi.. Üstelik bilgilerin hemen hemen hepsi Anadolu Ajansından yani devletin resmi haber ajansından duyuruluyor..
Herkesin pür dikkat beklediği, ufacık bir bilgi gelecek diye uykusuz şekilde ekran karşısına geçtiğinde, Cemil Çiçek açıklama yapıyor, ama televizyon kanalı bu açıklamayı kendi kafasına göre çok bilgi kirliliği oldu vermeyelim bunu mu desin.. Olayın gidişatı bumu olmalı.. Açıklamaları yapan insanlar başçavuşun eşşeği değil ki! Konuyla ilgili yetkisi olan kişiler, en önemlisi başbakanlıktan gelen bilgiler..
Cırcır olunduğunda döte küfür etmek yerine, yediğine dikkat etmek gerekir...

27.03.2009

Cinayet

TSK'nın var gücüyle çalıştığı, 2000 kişinin dağlarda dolandığı, sonu olmayan teknoloji imkanlarımızın seferber edildiği helikopter arama çalışmalarında 2 gün boyunca bir arpa boy ilerlenmedi.. Sonra 17 köylünün sabah 6da çıkıp araması sonucu enkaza ulaşıldı.. Üstelik bu adamlarda sinyal tespiti yapan makineler falanda yoktu.
Üstelik canlı yayına bağlanıp, "bizde burda onlar gibi öleceğiz, nasıl görememişler bu alanı, bakkaldan borç yapıp geldim buraya, bari bizi kurtarsınlar" demesi kriz anlarında bu memleketin adet sancısı çeken kadın gibi kıvranmaktan başka bir halta yaramadığını anlattı..
Lafa gelince yıldızlı üniformalarıyla böbürlenerek, ehehe nokta atışı yaptık, tepeden ciğerlerindeki tümörü bile görüyoruz, dünya bizim teknolojik nimetlerimizden korkuyor, BBG evi kampları izliyorum demeyi biliyorlar..
Ama gel gör 15 dakika telefonla konuşulduğu halde bir sinyali bulmaya gelince, dağbaşı orası boru mu, diye carlanıyor..
Oturduğu koltuktan, sizin karnınızdaki gurultuyu duyan sistemimiz var bizim, rüyalarınızı burdan görürüm diye göz dağı veriliyor..
Ama gel gör ki, bir helikopteri 2000 kişi bulamıyor..
Köylülerin 7-8 saat içinde buldukları enkazı koskoca devlet bulamıyorsa, bide üstüne "siz çok biliyorsunuz herşeyi ordaki şartlar iyi değil" diyerek sizi susturuyorsa ben sıçarım bacağına bu olayın.
Göz göre göre öldüler.. Bu cinayetten başka birşey değil.. İHA muhabirinin ailesi dilerim bu olayın arkasını bırakmaz.. Gerçi bırakmasa ne olacak ama.. Onun için umudum vardı oysa..
Valla bu ülkede TSKnın başında dolanan adamlardan, ancak marketlere güvenlik görevlisi olur.
Diğer yöneticiler ise muhtarı geçtim apartman bile yönetemezler..

30.01.2009

Hey sexy Tayyip

Sonra bana diyolar ki "Ayy iğrençsin PuCCa, başbakanın neresi çekici"
Abi o sexy olmasında kim olsun.. Adam aldı başını gitti ya Davsota, biz kanalcanak izlerken ekrandan waasshh dedim şerefsizim.. Abi kıpkırmızı oldu herif, saçtı saçtı saçtı kelimelerini, o kendini dürtükleyen herifin parmağını kırmadığına şükrettim.. Bi daha ben gelmem davosa dedi ve gitti.. Emine Erdoğan çok şanslı hatunsun..
Sonra bana diyolar ki. "vatandaşa ananı da al git" dedi
Ulan kimsenin gıkını çıkarmadığı, herkesin el pençe divan durduğu, astığından kestiğinden sual sorulmayan peresin ağzına sıçmış herif daha neyden bahsediyosunuz ki.. Sinirlerine hakim olamamasını strateji sanıyordum her zaman.. Yani ne zaman bir dalgalanma olsa, mutlaka ortaya Başbaşakanın gafları çıkardı..
Ama bugün anladım ki, bu adama hastayım ben.. siyasetine, cartına, curtuna değil kendisine hastayım..
Bana bak peres, 23 dk konuşarak, benim oğluşumun canını sıktın.. seni döverim ben. Sende bana bak moderatör, düzgün oyun oynayın, uslu uslu taraflı maraflı davranma seni de annegillere söylerim.. Oyununuz bittikten sonra gelinde size reçelli ekmek vereyim.

16.01.2009

Bu Tuncayların hepsi mi böle bi garip anacım

Gün geçmiyor ki bir Tuncay ismi daha ülkede "off beynimi sikti bu ne diyo" etkisi yaratmasın..
Küllü bakır saçları, hacıdan dönme haham havaları, sadece bayramlarda aradığı anasının gözyaşları, trtden aldığı 15bin doları, haa bide veli küçüğün sol şeyiydim, bu ülke şöle böle ergenekon tepemizde kaçııınnn naraları...
Hiç üşenmedim o kayıdı tam 5 kere dinledim.. Bana açıkçası söylediği şeyler çok deli saçması gibi gelmedi.. (tarkan gözlüğü mesela hiç saçma değildi)
Bazı satıraraları vardı ki.. keşke dedim bunu bu herif söylemeseydi.. yeni şafak, fetullah, ardından hahamlık, veli küçük.. off off off yani.. Bu adam nasıl ciddiye alınsın ki..
Hepsini bırak, sabancı suikasti, ıraktaki okullar, apo fotoları.. bunların hepsi arasında herşey benim gözümün önünde oldu diye basbasbağırıyor adam.. Herşeyi görmüş geçirmiş, askeriyenin içini dışını vıccığını biliyomuş..
aylardır bangır bangır bağrıyor, "vay efendim çıksın ergenekon gazetecileri" diye.. Çıldırıyor herif, ben bişeyler biliyorum, ülke benim ellerimde hatta diye deliriyor.. Köşe yazarlarının onu "aaa estafurullah ben ergenekoncu değilim ayy ben daha ergen bile değilim" diye yazmaları dışında ipleyen olmuyor..
Ve en son sorgu kayıtları ortaya çıkınca (!) bizimki bir rahatlıyor.. "anamm, anaaam gözü yaşlı anamm ağla bana dua ett" diye trt den anasına mesaj gönderiyor...
Yani bu kadar çok şey bilen birini neden öldürmüyolar ki..
Yoksa "bizi öldürmeyen şey güçlendirir" şeysiyle mi sıvazlıyorlar arkasını tuncay güneyin...

Çocuğumun adı asla tuncay olmayacak.. tayyip olur, abdullah olur, baykal olur, bülent bile olur ama tuncay olmaz.. Antipatik isim..

Aşkım için donumu bile değiştirmem

Şimdi Tuğçe Kazaz yunan damata gitti ya, giderken de burda dinini unuttu hani.. Oraya gitmişken bari kocamın dinine geçivereyim dedi..
Biz de burda ona.. "puuuuu sana, bi erkek için din değiştirdin pis kaltak" muamelesi yaptık..
Şimdi boşanıncada ahah iyi olmuş, döt gibi kaldı diye içten dışa sevine sevine bi hal olduk..
Niyeyse bu hristiyanken müslüman olanlarla gurur duyup, bizden oraya gidenlere tü kaka yapıyoruz.. "Alman gelin nasıl müslüman oldu, hak dinini bulan avusturyalı filozof ezanı dinlerken nasıl ağladı.. Helganın ibret verecek öyküsünde göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.."
ve "Tuğçe kocası için dinini değiştirdi.." tuğçe yapınca kocası oluyo, diğerleri yapınca kendi özgür iradeleri oluyo yani..
Bide Tuğçe sanki burda dört dörtlük müslümandı.. Camiden çıkmaz, abdesti bozulmasın diye gaz yapmaz, hacca 24 kez gidip gelmiş nur bir insanmış gibi, onu bi anda din değiştiren kalleş yapmak bana çok saçma geldi.. Zaten toplum olarak daha din konusunda allak bullak olmuşken "ne dini canım ben laikim" diye heycanlı bekleyiş içerise girmişken, Tuğçenin yaptığı gayet mantıklı bir seçim.. En azından hatun içine sineni yapıyor.. bizim gibi tuttuğumuz(!) dinin kurallarını kafasına göre değiştirip.. "ayy benim dinim imanım bu yerse" diyerek işin içinden sıyrılmıyor..
..........
ne kadar garip değil mi, din toplumlar bir arada dursun diye yaratılmış ama ürememize engel olup bizi daha çok ayırıyor.. Hadi bıraktım hristiyanı museviyi.. hala Türkiyede Aleviye kız vermeyiz diye bir durum söz konusu..
hele ki Türkiyede çok şaşırıyorum.. Millet sanki dini vecibelerini yerine getire getire bir hal olmuş gibi.. birde burun kıvırıyolar "ayy biz aslaaa vermeyiz aleviye" Alevide sana hasta sanki..
Öyle bir toplumuz ki biz, içki içerken sevap işlediğimizi düşünüp, "din allahla benim aramda ulan" diye cellallenip, domuz eti yiyene "pis kafir, domuz eti yiyen karısını heriflerden kıskanmaz" diye çemkiriyoruz...

Yaşadığı dini bu kadar görmezden gelip, o kadar da tabu haline getiren başka bir toplum var mı acaba..
 

PuCCa- düşünce © 2008. Design By: SkinCorner