30.03.2009

Oylarla geldim oyalar giderim

Ne saçma bir seçim oldu, ardından çok konuşulacak.. elektirik kesilmesi zaten tam fiyasko.. Haftaya dosyalar elinde görürüz Kılıçdaroğlu'nu.. Valla seçimlerde eğer bir hile olduysa kesinlikle Ankara'da olmuştur.. Ama olmamış gibi düşünerek konuşmak gerekirse, CHP yerel seçimlerde geçmiş seçimlerine oranla baya fark attı.. AKP ise pirince giderken ellerindeki bulgurdan oldular. İzmir ve Antalya için uğraş verip, garanti olarak gördükleri şehirleri kaçırdılar. Birde kendi düşüncem AKP'nin düşme nedeni son helikopter olayında, sağa kayan düşüncelerin oylarını çekmesiyle oldu.. Tabi bu son olaya bakış açımdaki duygusallıkla ilgili olabilir.. Birde artık AKP kömür hediye falan dağıtmaz, Tunceli'de çamaşır makineleri işe yaramadı çünkü. Deniz kenarı şehirlere giremedi AKP, beklediklerinde az sonuç aldılar. Ama yinede anti Akplilerin naralar atacağı kadar boş değildi oyları.. iç anadoluyu resmen götürmüşler çünkü.. Ama bu sonuçlarla iktidar artık muhalefetle daha uzlaşmaya gidecektir..
......
İzmir için CHP büyük bir şok değildi. İzmirlilerin kendilerine has duruşları, bi parça faşizan İzmir aşkları, daha gelenekçi ve garantici tavırlarıyla Kocaoğlu'nun yerini kaybetmemesi çok doğaldır. Arsenikli su olayında bile, "arsenikli marsenikli sizene içeriz bu suyu" diyerek olayı sallamadılar. İzmirliler dışında bütün Türkiye suyun içeriğini tartıştı, kendileri "zaten hazır su içiyorduk amaaaan diyerek" kafa çevirdiler.. Piriştina'nın veliahtını ordan indirmek hiç bir İzmirliye yakışmazdı çünkü.. (Haa bide birşeye sinir oluyorum o aynı şehir faşizanlığı bende de olduğu için, hayatında İzmiri görmemiş insanların, deli divane kişisel iletilerine, oraya buraya İzmir yaa işte, İzmirim benim gibi sahiplenmelerine. Özellikle Ankaralıların.. Gelip orda yaşamak istediklerini söylüyorlar.. Yapmayın bunu, bozmayın burayı.. Çeşme'de, Dikili'de yazlıkları olanlardan görüyorum, deniz görünce garipleşiyorlar, herşeye burun kıvırıyorlar, kızıda erkeği de öküz gibi şortla şehirde gezenlere bakıyorlar.. En önemlisi kocaman küpeleri, fönlü saçları ve makyajlarıyla plajda güneşleniyorlar.. Ne olur Ankaralılar gelmeyin buraya, gidin kendi şehrinizi kurtarın.. Buraya fazla geliyorsunuz çünkü..)
Neyse İzmir'de parti aşkı, tutuculuğu bu son dönemde diğer şehirlerin baskısıyla oluşmuştur.. Bunun öncesinde kendilerini bir partiye verip, takım tutar gibi hırslanıp canavarlaşan olmamıştı.. Geçmiş seçimlerde Genç Parti'nin aldığı oyla bu belli olmuştu zaten. En önemlisi Cemil Şeboy gibi bir örnek var önümüzde, adam fırıldak gibi her partiyi dolansa da gene mıknatıs gibi çekiyordu oyları. AKP'nin tekeline girilince, toplumsal olarak baskı oluşunca insanlarda CHPli olmalıyız gibi bir durum oluştu. Kişiye ve emeğe verilen oyların hepsi biranda parti için oldu..
AKP'nin orayı almaması kendi fikrimce en güzel olanı oldu. Emeği, hedefi, geleceği, geçmişi geçtim sadece bunu Sardunyada oturup içki içemeyeceğiz geyiklerini çekmemek için güzel oldu.. Ama bunun dışında bir Piriştina daha gelmez o şehre.. Kocaoğluna pek sempatim olmasa bile, bunun büyük bir nedeni Piriştanın vefatının ardından koltuğa oturmuş, oturduğu an Piriştinanın bütün ekibini işten çıkartması. CHP'nin İzmir kalesi olması Piriştina ve ekibinin sayesinde olmasına rağmen Piriştinaya dair tek bir insanı binasında bırakmamış biri olması. Piriştinaya olan sonsuz sevgim ve saygım yüzünden sempati besleyemedim Kocaoğlu'na.. Nedenim bu olsada onun başka adam yoktu oy verilecek.. Cidden yoktu yani.. Şebboy olur diye ödüm patlıyordu hatta, ama adalet aldı onu allahtan diyorum, yoksa sıçmıştı İzmir.. Gerçi bu olaya şeyi buldun da, kıllısını arıyorsun derler ama.. Mutluyum İzmir için..
.....
İstanbul en tartışmalı bölge oldu.. Kılıçdaroğlu düşündüğümden fazla oy aldı.. İzmir'e oranla İstanbul daha bağnaz ve tutucu.. Çok fark var insanları arasında.. Öyle böyle değil bu fark.. İstanbulda Saadete kayan düşüncelerin AKP'ye gideceğini düşünmüştüm. Birde çoğu insanın çekinmeden söylediği şey ben partiye oy vermiyorum, adamın hizmetinden memnunum olmuştu.. Bu laf elit kesimler arasında bile dolanıyordu.. Topbaş'ın almasına çok şaşırmadım o yüzden.. Tabi anti akplilerin tiksindiği insan olmasına rağmen, arada kalanlar için kayılan taraf olmuştu...
Ama şaşırdığım 2 şehir var.. Bunu kafam kesinlikle almıyor.. Kafam almadığı için yok diyorum kesin vardır bunda bir olay.. Kesin Ankaranın elektiriği kesildiğinde bir katakulle oldu.. Diğer şehirler için düşünmedim ama bu adam için düşündüm.. Melih Gökçek, hala bu insan orda oy alabiliyor. Kesinlikle bu adamın arkasında amerika var valla bak :pP Yani ne bileyim, gök yarılsa, Allah konuşsa ordan dese ki "Melih Gökçek'e oy verin" yok yani gene alamaz diyordum.. Son ana kadar başabaş gitmelerine şaşkınlıkla izledim.. Gökçek'in rakibi Banu Alkan olsa ben Banu Alkan'a veririm yani.. AŞTİden otobüs servislerini kaldırdı ya, orda bitti benim için bu adam. Ne diyeyim oranın adı değişse "Gökçek imparatorluğu" olsa şaşırmam bu saatten sonra..
Birşey daha var Aytaç Durak. Adana'ya adam resmen zamk gibi yapışmış. 12 senede bir metro yapılmaz mı bir şehre! Bu kadar kötü, tembel, arakçı bir adamın yine yine seçilmesine anlam veremiyorum.. Hadi Melih Gökçek alavere yaptı, sandıkla oynadı, peki bu adam? MHP'den üstelik.. İnsanlar yaşadıkları şehrin bulunduğu durumu göremez mi? Bunun sebebi vatandaştan öte taraftar gibi davranmamız..
Vatandaşsın sen, bu ülkenin yönetilmesine yön veren insansın.. Hırslarına, zaaflarınla oy veremezsin. Benimki kazanmalı diye değil, hizmet kazanmalı demelisin.. Aytaç Durak ve Melih Gökçek olayından sonra diyorum yok yani, holigan gibi oyvereniz..
.....
Tabi birde şu seçim için, AKP'li olmayanların inanılmaz hırsları.. O partinin bu kadar oy almasının nedeni zaten bu tavır bana göre.. "antalyayı biz aldık, sibiryada fark attık, foçada göt ettik, lanet olsun akpye oy verenlere, allah belalarını versin, Kılıçdaroğlu'na oy vermeyen beni listesinden silsin" Bu hırs 80li dönemin faşistlerine benziyor. Öldürün bunu bizden değil, bizim gibi olmayanları kabul etmeyin tarzı.
Tabi İzmiri sahiplenmelerine kıl olduğum için biraz fevri bu düşüncem, sen kimsin yani, ömründe görmediğin, insanını bilmediğin şehir için, sadece aynı oy pusulasına bastın diyerek İzmir bizim oldu tarzında sahipleniyorsun? nerden senin oldu yani, sanki kurtuluş savaşındayız, İzmiri almışız gibi.. Bu aynı holigan mantık yüzünden yıllar önce bu şehirden bir sürü Rum yollandı, atıldı kendi topraklarından gönderildi.. Bizim orası çılgınlığıyla, talan edildiler.. 80 döneminin MHP sempatizanlarını, şimdi CHPnin taraftarlarında görüyorum.. Aynı küfürler, aynı hırs, gaza gelmeye hazır, kendi dışında düşünceyi kabul etmeme... Bizim ne demek ya, biz, siz diye birşey yok.. halk var, şehirler var, yöneticiler var.. Madem burası Türkiye hepsi bizim şehrimiz, git diğer şehirleri de sahiplen, onları küçük görmek niye.. Hiçbir şehir hiçbir partiye ait değil.. Bunu bu hale getirmek saçmalık.

29.03.2009

Sınıfta kalan basın

Helikopter enkazına ulaşılamaması sorunuyla ilgili yayılan bilgi kirliliğini Başbakan "Basın yine sınıfta kaldı" olarak aktardı. Bu kadar pişkinlik olamaz sanırım.
Haber merkezleri çoğunlukla ajanslardan alıyor bilgileri.. Ajansa ilk düşen İHA muhabirinin telefon kaydıyla ilgili olan haberdi.. Bunu son dakika haberi olarak sundu medya.. Ardından kendileri kaynak bulmaya, olayla ilgili kişilerden, yetkililerden bilgi almaya çalıştılar.
Ardından jandarma ve valilikten gelen açıklamayla, 6 kişinin hayatta olduğunu, Muhsin Yazıcıoğlu'nun şuuru açık, bacağının kırık olduğu söylendi.. BBP Genel Başkan yardımcısı Çayır bunu basın önünde söyledi..
Ardından Hastaneyle kurulan irtibat sonucu böyle birşeyin olmadığı öğrenildi. O sırada İHA muhabirinin telefon kaydıyla ilgili net olan birşey yok denildi..
Ulaştırma Bakanlığından alınan bilgiyle, saat 18.30 gibi, enkaz yerinin tespit edildiğini, Hacı Ömerli köyü civarına düştüğünü aktarıldı..
aradan 7 saat geçtikten sonra.. Bu 7 saat içinde sinyaller farklı yerlerde çıktı, aranılan yerler yanlış çıktı.. 112 acil servis, enkaza Sisne köyü etrafında ulaşıldığını anons ederek kurtarma ekiplerinden destek istedi. Bunun ardından Yalçın Topçu basının önüne geçti enkaz yerinin tespit edildiğini, bu bilgilerin önce başbakanlığa ardından kendilerine geldiğini söyledi..
10 dakika gibi bir sürenin ardından, Başbakan açıklama yaptı, işi netleştirmeye çok yaklaştık dedi..
Ardından gece 3 gibi Başbakanlıktan açıklama geldi, çalışmalar aralıksız devam ediyor dendi..
Saat sabaha karşı 5 gibi İçişleri Bakanı Bekir Atalay açıklama yaptı, olumsuz hava koşulları nedeniyele aramaların bir süre erteleneceğini söyledi.. bir saat sonra yine gazetecilerin karşısına çıktı, "kordinatları belirlenen alan var oraya gidiyoruz. 3 bin asker ve köy korucuları var 5 bölgede arıyoruz" dedi.
Anadolu ajansından İHA muhabirinin 112 ile yaptığı görüşme aktarıldı..
Gün aydınlanınca, başkakan gitti geldi, ha bulduk bulamadık.. 3 ayrı yerden sinyal alınıyor, helikopter yumuşak iniş yapmış o yüzden sinyal çalışmıyor, hava sisli.. Tarzı bir çok açıklamalar yapıldı..
BBP kendi imkanlarıyla aramaya koyulacağını açıkladı. NASA dan tanıdık vasıtasıyla 3 canlının tespit edildiğini söyledi..
Bir gün daha bu şekilde bitti..
Ertesi gün, köy korucularının enkazı bulduğunu söylediler. Onlarla iletişime geçen kanallar canlı yayında konuştular. İlk başta 4 ölü olduğunu, yüzlerinin belli olmadığını, tanınmaz halde olduklarını söylediler.. Ardından CNNTurk'e sanırım Muhsin Yazıcıoğlu dediler. Sonra diğer korucu ve oraya giden ekiple telefon bağlantıları yaptıklarında ölü sayısı için 6 dediler..
Haa burda bir salaklık var sadece o HaberTürk'ün spikeri.. Sorduğu sorularla saçmalamanın ötesinde kendini aşmıştır..
Olayla ilgili resmi açıklama yapılmadı diye her bültende üstüne basarak söylendi. CNN Türk ve NTV ölüm haberini verdi.. İlk ağızdan duydukları bilgilere güvenerek..
Sonrasında BBP canlı yayında açıklama yaptı, kendi adamlarından birinin enkaz yerini görmeden umutlarının tükenmeyeceğini. Ordan gelen bilgilerle 2 kişinin kayıp olduğunu söylediler..
Akşam canlı yayında Başbakan herkesin başı sağolsun, kazada kurtulan olmamıştır dedi..
Köylüleri kurtarma olayı tam karmaşaya dönüştü. 17 kişi kendi imkanlarıyla en yakın köye gitti, iyi ki gitti.. ertesi gün ancak olay yerine gelebildiler kurtarma ekipleri çünkü..
Ardından köylüler baştan beri yanlış yerde aradıklarını.. helikopteri düşerken gördüklerini, 112 ve 155e haber verdiklerini, başbakanın korumasına ve yetkilelere söylediklerini ama kimsenin onları ciddiye almadığını, hatta dalga geçtiklerini söylediler..
Peki sabah ne oldu, enkaz yerine kurtarma ekipleri gitti.. Cemil Çiçek açıklama yaptı, bölgede sadece 4 ölü olduğunu bunların arasında Muhsin Yazıcıoğlu'nun bulunmadığını söyledi..
Ardından BBP genel sekreteri canlı yayında, Muhsin Yazıcıoğlu'nun da içerisinde bulunduğu 6 kişinin öldüğünü söyledi...
Bunu hemen sonrasında ise Bakan Beşir Atalay açıklama yaptı, İHA muhabiri İsmail Güneş'in bulunamadığını söyledi..
Şimdi şu olayda, nasıl basın suçlu olabilir? Başbakanın ağzından çıkan cümleler birbirine tutmuyorsa, yaptıkları işi toparlayamıyorlarsa, zırt pırt çıkıp dalga geçer gibi demeç veriyorlarsa.. Hangi akla hizmet "kehkehkeh gene basın sınıfta kaldı" denilebilir. Yazılanların hiçbirini muhabirler, editörler kafalarından sallamadı.. Konuşmaların çoğu canlı yayınla verildi, haberlerde kelimesi kelimesine atlanmadan verildi.. Üstelik bilgilerin hemen hemen hepsi Anadolu Ajansından yani devletin resmi haber ajansından duyuruluyor..
Herkesin pür dikkat beklediği, ufacık bir bilgi gelecek diye uykusuz şekilde ekran karşısına geçtiğinde, Cemil Çiçek açıklama yapıyor, ama televizyon kanalı bu açıklamayı kendi kafasına göre çok bilgi kirliliği oldu vermeyelim bunu mu desin.. Olayın gidişatı bumu olmalı.. Açıklamaları yapan insanlar başçavuşun eşşeği değil ki! Konuyla ilgili yetkisi olan kişiler, en önemlisi başbakanlıktan gelen bilgiler..
Cırcır olunduğunda döte küfür etmek yerine, yediğine dikkat etmek gerekir...

27.03.2009

Cinayet

TSK'nın var gücüyle çalıştığı, 2000 kişinin dağlarda dolandığı, sonu olmayan teknoloji imkanlarımızın seferber edildiği helikopter arama çalışmalarında 2 gün boyunca bir arpa boy ilerlenmedi.. Sonra 17 köylünün sabah 6da çıkıp araması sonucu enkaza ulaşıldı.. Üstelik bu adamlarda sinyal tespiti yapan makineler falanda yoktu.
Üstelik canlı yayına bağlanıp, "bizde burda onlar gibi öleceğiz, nasıl görememişler bu alanı, bakkaldan borç yapıp geldim buraya, bari bizi kurtarsınlar" demesi kriz anlarında bu memleketin adet sancısı çeken kadın gibi kıvranmaktan başka bir halta yaramadığını anlattı..
Lafa gelince yıldızlı üniformalarıyla böbürlenerek, ehehe nokta atışı yaptık, tepeden ciğerlerindeki tümörü bile görüyoruz, dünya bizim teknolojik nimetlerimizden korkuyor, BBG evi kampları izliyorum demeyi biliyorlar..
Ama gel gör 15 dakika telefonla konuşulduğu halde bir sinyali bulmaya gelince, dağbaşı orası boru mu, diye carlanıyor..
Oturduğu koltuktan, sizin karnınızdaki gurultuyu duyan sistemimiz var bizim, rüyalarınızı burdan görürüm diye göz dağı veriliyor..
Ama gel gör ki, bir helikopteri 2000 kişi bulamıyor..
Köylülerin 7-8 saat içinde buldukları enkazı koskoca devlet bulamıyorsa, bide üstüne "siz çok biliyorsunuz herşeyi ordaki şartlar iyi değil" diyerek sizi susturuyorsa ben sıçarım bacağına bu olayın.
Göz göre göre öldüler.. Bu cinayetten başka birşey değil.. İHA muhabirinin ailesi dilerim bu olayın arkasını bırakmaz.. Gerçi bırakmasa ne olacak ama.. Onun için umudum vardı oysa..
Valla bu ülkede TSKnın başında dolanan adamlardan, ancak marketlere güvenlik görevlisi olur.
Diğer yöneticiler ise muhtarı geçtim apartman bile yönetemezler..
 

PuCCa- düşünce © 2008. Design By: SkinCorner